Psikoterapi bireylerin bir şekilde yaşamlarındaki zorlu deneyimlerle baş edebilmesi için başvurduğu bir yöntemdir. Ancak terapi uzun soluklu bir yolculuktur. Bu yolculukta neyi neden yaşadığımızı, neyi neden yaptığımızı anlamaya çalıştığımız, kendimizi tanıdığımız bir yerdir. Bu yolculukta hayatımıza, kendimize, tercihlerimize başka bir perspektifle bakmayı öğreniriz. Yolun sonuna geldiğimizde ise artık yeni bir bakış açısına sahip olmaya başlarız. Eski Biz’ e, eski Biz’ in olay ve durumlara yaklaşımı, hislerine, tercihlerine ve yaşanmışlıklarına o eski Biz’ in gözünden bakmayız. Yolun sonunda yeni bir Biz doğmaya ve büyümeye başlar. Yeni bir Biz ile yaşamın getirileri karşısında ne yapmamız gerektiğini, zorlayıcı bir durumla karşılaştığımızda neler yapabileceğimizi yeniden keşfederiz. Çünkü yeni Biz’ in kendine göre bir bak açısı, yaklaşımı, seçenek ve tercihleri vardır. Yolculuğun kendisi, eski Biz’ e başka bir gözle bakmak ve yeni Biz’ in içimizde filizlenmesi bazen durgun, bazen çalkantılı, bazen de sanki bir ileri iki geri gidiyormuş gibi hissetmemize neden olabilir. Doğal olarak bu yolculuk uzun vadede iyi oluşu bize vaat eder. Tabi ki bu yolculuk öyle korkunç ve aşırı yorucu olmasa da belli bir hazır olma durumunu gerektirir. Peki bu yolculuğa hazır olduğumuzu nasıl anlarız?
“Duygularla Yüzleşmeye Hazır Olmak”
Yaşamımızın bazı dönemlerindeki olay ve deneyimler bizleri zorlar. Bazen olay biter ve bu zorluğun etkileriyle baş etmeye çalışırız, bazen de o zorlu dönem devam eder. Bir şekilde yaşanılanların duygusal yükü ile karşılaşırız. Her birey duygularla farklı şekilde başa çıkar. Bazen de tüm başa çıkma yollarımız tükenir. Artık, bir şekilde bir zorlayıcı bir duygu hissettiğimizde başka bir şeye ihtiyacımız olduğunu anlarız. Herkes bir rahatsızlık durumu ile terapiye başlamak ister. Ancak kişi, gerçekten durumundan mustarip ve çaresiz hissediyorsa, duygusal yaralarını iyileştirmeye, acıyı anlamaya ve başa çıkmaya istekliyse, terapiye başlamak için hazır demektir.
“Hayatında Bir Değişim Yapma İsteği”
Bazen yaşadıklarımız bizleri bazı sorgulamalara iter. Bunları niçin yaşıyorum? Neden hep benim başıma geliyor? Neden böyle hissediyorum? Saçma olduğunu biliyorum ama neden bunu yapıyorum? Neden hep günün sonunda böyle hissediyorum? İşte bu sorular bize, hayatımıza farklı bir gözle bakmaya hazır olduğumuzun işaretidir. Psikoterapi, genellikle bireylerin hayatlarında değişim yapmaya karar verdikleri bir dönemde başlar. Eğer bir kişi, mevcut yaşam tarzı, alışkanlıkları, tercihleri, ilişkileri veya duygu, düşünce ve davranış biçimlerinden memnun değilse bu da terapiye başlamak için bir işarettir.
“Kendi Sorunlarını Fark Ediyor ve Kabul Ediyor Olmak”
Kişinin, yaşadığı zorlukları ve ruhsal sıkıntıları fark ediyor, zarar verici alışkanlıkları ve başa çıkma yollarının sonuçlarını kabullenmesi, psikoterapiye hazır olup olmadığını gösteren önemli bir adımdır. Eğer kişi, kendi davranışlarının, düşüncelerinin ya da duygusal tepkilerinin sorun yaratmaya başladığını kabul ediyor ve değişim için bir adım atma isteği taşıyorsa, terapiye başlamak uygun olacaktır.
“Profesyonel Yardım Almanın Gerekliliğini Kabullenmek”
Psikoterapiye başlamak için, kişinin profesyonel bir yardıma ihtiyacı olduğuna inanması gerekir. Bireyler elbette yaşamlarında zorluklarla karşılaştıkları kendi başa çıkma yolları ile mücadele etmeye çalışır. Ancak bu yolar sorunları çözmede yetersiz kaldığını fark ediyor ve kendi başına başa çıkamayacağını kabul ediyorsa psikoterapinin başlangıcına dair önemli bir hazırlık aşamasında olduğu anlamına gelir. Eğer kişi, profesyonel bir terapistin rehberliğini kabul ediyorsa, terapinin verimli olma olasılığı yüksektir.
“Başkalarına Değil, Kendi İçine Dönmeye İstekli Olmak”
Psikoterapi süreci, çoğu zaman kişinin içsel dünyasına odaklanmayı gerektirir. Bireyler yaşadıkları zorlayıcı durumların kendileri üzerindeki etkileri ve sağlıksız baş etme şekillerinin olumsuz sonuçları için ‘kader’, ‘şanssızlık’, ‘elimde değil’ veya ‘onların suçu’ şeklinde dışsallaştırır. Dış dünyadaki faktörleri değiştirmeyi bir çözüm olarak görmektense, kendi düşüncelerini ve duygularını anlamaya daha istekliyse, terapiye başlamak için hazır demektir. Terapinin etkili olabilmesi için, kişi dışsal koşulları değil, içsel değişimi ön plana almalıdır.
“Değişim İçin Çaba Sarf Etmeye Hazır Olmak”
Psikoterapi, sadece konuşmakla kalmaz, aynı zamanda, çaba ve eylem gerektiren bir süreçtir**. Kişi, terapiden elde edilecek faydanın sadece konuşmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda, terapide danışan ve terapistin birlikte karar verdiği bazı uygulama ve yeni gerçekliği test etmek için seans dışında yapılması istenen eylemleri de içerir. Buna yönelik çaba ve eylem için sorumluluk almaya gönüllü olmak, terapiye başlamak için gerekli bir adımdır.
Sonuç olarak bireyler yaşamlarında başa çıkmakta zorlandıkları durum ve bu durumların oluşturulduğu zorlayıcı etkilerle artık baş edemiyor, bunları ne için yaşadığını sorguluyor, eski baş etme yollarının ve zorlayıcı etkilerin sonuçlarını fark ediyor ve gerçekten değişmek istiyorsa bu durum artık psikoterapiye hazır olduğunuza işaret etmektedir.
"Site içerisinde yer alan içerikler, farkındalık oluşturmak amacıyla paylaşılmaktadır. Tıbbi ya da psikiyatrik tanı koyma amacı taşımamaktadır. Bu yazılar üzerinden herhangi bir hastalık tanısı konulması mümkün değildir. Hastalık tanıları yalnızca uzman psikiyatristler tarafından koyulabilir.”
Kaynakça
Öztürk, E., Ayhan, H. (2021). Psikoterapinin temel ilkeleri ve temel bileşenleri. Artuklu İnsan ve Toplum Bilim Dergisi, 1(6), 136-158.
Beutler, L. E., Moleiro, C., Talebi, H. (2002). Resistance/Psychotherapy Relationships That Work: Therapist Contributions and Responsiveness to Patients (Ed. J. C. Norcross). New York: Oxford University Press. s. 129–143.
Gabbard, G. O. (2007). Unconscious Enactments in Psychotherapy. Psychiatric Annals, C. 37, s. 269–275.
Weiner, I. B. Bornstein R. F. (2009). Principles of Psychotherapy: Promoting Evidence-Based Psychodynamic Practice. New Jersey: John Wiley & Sons.