Sizlerin de zaman zaman neden hep aynı şeyleri yaşıyorum dediğiniz oluyor mu? Niçin tekrar tekrar aynı sorunlarla karşı karşıya kalıyorum, neden tüm kötü şeyler beni buluyor. Yine terk edilen, ihanete uğrayan, güveni zedelenen, iyi niyeti suiistimal edilen, görmezden gelinen, ikinci plana atılan, yok sayılan ya da başarısız olan, kaybeden ben oluyorum. Neden sevilmiyorum. Bendeki sorun ne? Neden bu kadar şansızım yoksa uğursuz muyum?
Zaman değişiyor, mekân değişiyor, etrafımdaki insanlar değişiyor ama sonuç hep aynı. Yine aynı şeyleri yaşıyor, aynı üzüntünün içerisinde kendimi bunları düşünürken buluyorum dediğiniz anlar. Acaba bu yaşanılanlar kader mi yoksa tercihlerimiz sebebiyle mi bu kısırdöngünün içerisinde yer alıyoruz. Bu sorunun cevabı, bizi biz yapan, kendimize, diğer insanlara ve dünyaya dair geliştirdiğimiz inançlarımızda saklıdır. Bu inanç ya da bakış açılarına ‘şema’ olarak adlandırılmaktadır.
Peki Şemalar Hayatımızı Nasıl Etkiler?
Yaşamımızın erken dönemlerinde ailemiz, akranlarımızla ve büyüdüğümüz çevre ile kurduğumuz ilişki ve etkileşim biçimleri doğrultusunda kendimize, dünyaya ve diğer insanlara yönelik inançlar geliştiririz. Erken dönem yaşam deneyimleri doğrultusunda oluşan şemalar, sadece düşünceleri değil, duygular beden duyumları gibi özellikleri de içerisinde barındırır. O dönemde çevremize uyum sağlamak için kurduğumuz ilişki ve etkileşim kalıplarını zaman içselleştiririz. Böylelikle şemalar, hayatımızda bu dünyada var olma şeklimiz, yaşam tarzımız ve tercihlerimiz için birer kılavuz görevi görmeye başlar. Bu doğrultuda şemalar, yetişkinlikte kuracağımız ilişkiler ve hayat tercihlerimize yön vermeye başlar.
Eğer büyüdüğümüz çevre sıcak, sağlıklı ilişkilerin olduğu, ifade özgürlüğüne müsaade eden, bir atmosferine sahipse daha sağlıklı inançlar geliştirmemize böylelikle de daha uyumlu, işlevsel ve yaşam doyumu yüksek bir hayata sahip olmamıza olanak sağlayacaktır. Ancak büyüdüğümüz çevre soğuk, mesafeli, baskıcı, kargaşa ve çatışmalı ilişkilerin olduğu ya da aşırı evhamlı, karamsar bir aile atmosferine sahipse, en temel ve duygusal ihtiyaçlarımız ihmal ya da istismar edilmişse, kötü davranışlara maruz kalmış, ifade özgürlüğümüz elimizden alınmış, sınırlarımız ihlal edilmişse, bu durum ileride kendimizi tekrar eden örüntüler içerisinde bulmamıza neden olan şemaların temelini atacaktır.
Neden Geçmiş Geçmişte Kalmıyor da Biz Bu Kalıpları Yetişkinlik Dönemine Taşıyoruz?
Erken dönem yaşam deneyimleri doğrultusunda kazandığımız şemaların kendimize, dünyaya ve diğer insanlara yönelik belli inanç ve beklentiler oluşturduğundan ve hayatımızda birer kılavuz görevi görerek, hayat tercihlerimize, ilişkilerimize ve yaşam tarzımıza yön verdiğinden bahsetmiştik. Şemalar yaşamımızda kendini gerçekleştiren kehanet gibi çalışırlar. Neye inanıyorsak, ne bekliyorsak bir şekilde ya bunu gerçekleştirecek seçimler yaparız ya da tercihlerimiz doğru bile olsa bir şekilde bir şeyleri sabote ederek günün sonunda inançlarımızı haklı çıkarırız. Mesela, bir gün tüm sevdiklerinizi bir şekilde kaybedip yalnız kalmaktan endişe duyuyorsunuz. Bu durum sizi, bağlanmak istemeyen, işi gereği sürekli seyahat eden ya da çok partnerli ilişkilere girme eğilimli kişiler gibi istikrarlı ilişki sürdürmeye uygun olmayan partnerlere çekilmenize neden olabileceği gibi güven veren ve istikrarlı bir hayatı olan bir partnere denk gelseniz bile bu sefer ilişkiyi sıkıcı bulabilir ve sonlandırabilirsiniz.
Defalarca Aynı Olumsuz Sonuçları Deneyimlememize Rağmen Neden Bu Kısırdöngünün İçerisinden Çıkamıyoruz?
Şemalar, bizler için yaşama dair birer kılavuz görevi görmektedir. Bu durum da zihnimize konfor alanı sunmaktadır. Şemalar doğrultusunda zihin, tanıdık ve bildik olana çekilip, rahat edebileceği şekilde davranışlarımıza yön vermektedir. Böylelikle ne kadar üzülürsek üzülelim ne kadar canımız yanarsa yansın ne kadar hüsrana uğrarsak uğrayalım alışılmış olanı tercih etmenin ve alışkın olunan şekilde davranmanın konforu ve emniyeti altında aynı döngülerin içerisinde yer almaya devam ederiz.
Şunu söyleyebilirsiniz, karşılaştığım insanları daha önce tanımıyordum, birbirinden farklı, farklı koşullarda, farklı ortamlarda karşılaştığım insanlardı. Ama bilin ki bilinçdışı sizden çok çok önce bir ipucu, ortak bir noktayı sizden önce yakalayacaktır. Unutmayın bilinciniz unutabilir ama bilinçdışı unutmaz. Bu tekrarlayan yaşantıları, zihnin bir nevi bilinçsizce iyileşme çabasının bir sonucu olarak deneyimleriz.
Bu Döngülerin İçerisinden Çıkılabilir mi, Şemalar Değişebilir mi?
Değişim zor, alışkanlıkların dışına çıkmak kolay değil ancak imkânsız da değil. Bir uzman rehberliğinde şemalarımızın kökenlerine inerek, tekrar eden döngülerin farkına varıp, incinmişlikleri onararak daha sağlıklı duygu, düşünce, davranış kalıplarına ve sağlıklı ilişki ve hayat tercihlerini hayatımıza alabiliriz.
Çocukken pasiftik, tercih yapma şansımız olmamış olabilir ama artık hayatımızın akışına müdahale edebilecek kuvvete sahibiz.
Unutmayın! Geçmişimizi değiştiremeyebiliriz ancak bu günümüzü ve geleceğimizi değiştirebiliriz.
"Site içerisinde yer alan içerikler, farkındalık oluşturmak amacıyla paylaşılmaktadır. Tıbbi ya da psikiyatrik tanı koyma amacı taşımamaktadır. Bu yazılar üzerinden herhangi bir hastalık tanısı konulması mümkün değildir. Hastalık tanıları yalnızca uzman psikiyatristler tarafından koyulabilir.”
Kaynakça
Rafaeli, E. Bernstein, D.P., Young, J.E. (2019). Distinctive Features of Schema Therapy. Psikonet, İstanbul.
Young, J. E., J. S. Klosko, M. E. Weishaar, M.E. (2013). Schema Therapy, (2nd Edition) Litera Publishing, Istanbul.
Young, J.E., Klosko, J.S. (2011). Rediscover Life. (Trans. Ed: A. Karaosmanoğlu, E. Tuncer), (3rd Edition), Psikonet, Istanbul.